İntiharını biraz daha matematik öğrenmek için erteleyen kaç çocuk tanıyorsunuz?

Başlıksız Belge

"Bilirsiniz, insanlar doğar, ölür ve sonra büyür."
Dünyanın en küçük dedektifi geri döndü.
Alper Kamu 9 yıl sonra, hâlâ 5 yaşında.

 

Oğullar ve Rencide Ruhlar ile Alper Kamu'yu bize sevdiren Alper Canıgüz, Cehennem Çiçeği ile ona hasta bırakıyor!

Yine iş başa düşüyor, bir cinayet vakasını üstleniyor kahramanımız.
Arkadaşının ölümünün ve bir aşk hikayesinin ardındaki sır perdesini aralamaya çalışıyor.
Bunu yaparken "İnsanlığa dair kavrayışımızı biraz daha ileri götürmeyecekse bir cinayeti çözmenin ne anlamı var ki?" diyerek de adalet kavramımızı sorguluyor.
Bir ara ise girdiği divanın altında olayı çözerken uyuya kalıyor.
Ne de olsa o da bir çocuk değil mi?

Alper Kamu 5 yaşında olmasına aldırmadan, küfrediyor, babasının arkadaşlarıyla oturduğu rakı masasında kimsenin fark etmeyeceği bir anı kollayarak
babasının rakısından içiyor, komiserlere tavsiye veriyor!

Kahkahalarla ağlatan ve hıçkırıklarla güldüren kitapların yazarı olarak anılmayı isteyen Canıgüz, bu kitapta tam da bunu yapıyor!

 

"Bana bu gece bir hikaye anlatır mısın? Eskiden olduğu gibi."
"Elbette." Ceketini çıkarıp yanıma kıvrıldı babam. "Sana eğlenceli bir masal anlatayım öyleyse."
"Hayır. hüzünlü bir hikaye anlat bana."
"Hüzünlü mü? Niye ki?"
"Babacığım," dedim. "sen de biliyorsun, vakit mutlu hikayeler için çok geç."

Ve sonra babası ona Karanfil Kız masalını anlatıyor. Sırf bu masal için bile okunur bu kitap!

 

Kitaptan tadımlık birkaç cümle:

"Belki uykuyu kandırırım diye gözlerimi kapatıp bekledim bir süre. Fakat uyku böyle küçük oyunlara gelmeyecek kadar uyanıktı."

"Kincilik kötüdür dedi," insanı aşka davet eden bir tavırla gözlerini iri iri açarak.
"Yaşamak bir sanrı değilse öcalınmak gerekir " diye karşılık verdim. Sonra onu taklit ederek gözlerimi kocaman açtım: "Öcalınmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir."
Ve böyleceilk kez ona kahkaha attırmayı başarmıştım.
"İsmet Özel okuyan bir çocuk!" dedi. "Kimin aklına gelir?"

"Ahhh yanıyordu, doktor. Ateş, ateş... Su gibiydi bütün vücudu. Hava alamıyordu çocuk" şeklinde, 4 temel elementin üçünü içermekle beraber, doktorun sorusuna yanıt bağlamında hiçbir şey ifade etmeyen bir şeyler söyledi annem.

"Hayatı anlıyorum,"dedim. "Sadece kabullenemiyorum."

Sayfa Sayısı: 224
Yayınevi: APRIL

 

*Oğullar ve Rencide Ruhlar'ı okumazsanız pek sorun olmaz. Cehennem Çiçeği'nde kitaba atıflar yapılıyor tabii ama dediğim gibi okumazsanız sadece sizin güzel bir kitap kaybınız olur. Bunu size şu cümlelerle ispatlayabilirim:

 

"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım.
Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum.
Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı.
Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu.
Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.
Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı.
Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında.
Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef.
İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için.
Kepazelik.
İnsanı kendinden utandırıyorlardı."

Sayfa Sayısı: 204
Yayınevi: İletişim Yayıncılık


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhteşem bir serinin ilk kitabı: Bildirge.

Bahis oynamama izin yok ama eğer olsaydı bütün paramı bu kitaba yatırırdım.